Nasıl özlemişiz kongreleri; uzun süredir sadece online ortamda kafalarını gördüğümüz dostlarla oturup sohbet ettik, pandemi deneyimlerini paylaştık, etkileşime girip eğittik, eğitildik ve tabii ki eğlendik. Uzun süredir hasret kaldığımız 7. Avrasya Acil Tıp ve 17. Türkiye Acil Tıp Kongresini (EACEM 2021) tamamlamış olduk. Elbette birbirinden güzel sunumlar mevcuttu ama benim özellikle ilgimi çeken oturumlardan birisi ülkemizdeki FOAMed öncüsü sayılabilecek iki önemli hocamızın FOAMed üzerine “uzman atışması” oturumu oldu.

Bir tarafta Prof. Dr. Haldun Akoğlu bir tarafta Prof. Dr. Nurettin Özgür Doğan vardı. Birazdan başlayacak atışma için seyirciler oldukça gergin ve heyecanlıydı; atışmanın kaçıncı dakikadan sonra bol kanlı bir gerilim filmine döneceğine dair. Ama beklenen olmadı; FOAMed akımının ateşli savunucusu Haldun hocayı da kronik muhalif-huysuz adam Nurettin hocayı da FOAMed hakkında daha temkinli ve nadir rastlanır bir durum olarak fazlaca uyumlu buldum. İki hoca da daha önceki yılların aksine FOAMed hakkında dikkatli olmamız gereken noktalar üzerine dururken FOAMed’in aslında ne olup ne olmadığını anlatmaya çalışıyorlarmış gibi geldi. Sunumu dinlerken içimden demek ki dedim geçen 10 yıl pozitif olduğu kadar negatif tecrübeleri de biriktirmiş. Tabii bunların hepsi benim kendi duymak istediklerim ve belki de birazdan yazmak istediklerim için beynimin bana oynadığı bir oyun da olabilir 🙂
Evet iki hocanın sunumunu dinledikten sonra 10 yıldır FOAMed dünyasına bir şekilde içerik sağlamış birisi olarak kendi FOAMed yolculuğumdan yola çıkarak FOAM dünyası hakkında fikir uçuşmalarımı sizlerle paylaşmak için cesaretlendim diyebilirim.
Web-1 dünyasından Web-3’e doğru…
İnternet dünyasının ne kadar hızlı geliştiği aşikar. Tek taraflı içerik üretildiği daha çok kurumların (medscape-uptodate vb) kontrolünde olan tam merkeziyetçi bir dönemde kullanılan web dünyasında kullanıcılar olarak bilgiyi alıp çıkıyorduk. Bilginin doğrulunun kontrolü elbette yine kullanıcı tarafından analiz edilmesi gereken bir süreç olmakla birlikte içerik sağlayıcının görece sorumluluğu ve hatta bir noktaya kadar hesap sorulabilirliği-kaynak gösterilebilirliği vardı. Bu dönemde hem eğiticiler hem de öğrenciler için mail atma, internette gezinebilme gibi becerileri yeterli oluyordu. Klasik kaynakların üstüne web bazlı içerik sağlayıcılardan alanla ilgili bilgilere ulaşmak bu dönem için yenilikleri yakından takip etmek için yeterli kabul ediliyordu. Asistanlığımda hatırlıyorum bir konu ile ilgili araştırma yapmak için kitaplar yerine medscape vb sitelere bakanlara uzaydan gelmiş gibi bakılıyordu.
Web-2 döneminde işlerin bir anda karıştığı söylenebilir. Server sistemleri yine merkeziyetçi özelliğini korusa da kullanıcılar olarak artık pasif olmaktan çıktık ve her birimiz artık birer içerik üreticisi olduk. Tek yapmamız gereken bir sosyal medya veya blog hesabı açıp çılgınlığa katılmak oldu. İlk başta eğiticiler bu akıma uzak dursalar da sonraki süreçte bilginin daha kolay oluşturulabilmesi, daha cazip şekilde-sıkıcılıktan uzak şekilde sunulabilmesi ve sonucunda bilgiye daha çabuk ulaşılabilmesi gibi çeşitli nedenler ile pek çok eğitici bu sürece dahil olmaya başladılar. Ancak bu süreç bilgi bombardımanı ve sonucunda da bilgi kirliliği sürecini başlattı. Bilginin ve kaynaklarının kontrolü ve güvenirliği sorunu baş gösterdi. Eskiden güvendiğimiz kurumların denetimden geçen “bilgi” artık başı boş şekilde önümüze geliyordu. İşte FOAMed fikri tam da bu bilgi kirliliğinin olumsuz etkilerinden korunurken dijital ortamın sağladığı avantajları kullanmayı hedefleyen bir çözüm olarak kendini var etti. O kadar sevildi ki hem sayıları arttı hem de var olanların içerik üretme sayısı oldukça arttı. Öyle bir noktaya gelindi ki artık kendisi bilgi kirliliğine katkı sunmaya başladı mı diye sorgulanmaya başlandı. (Bu noktaya bir sonraki alt başlıkta tekrar değineceğim.)
Son olarak blockchain teknolojisinin geliştirilmesi ile herkesin hem içerik üreticisi hem de aynı zaman da kişisel bilgisayarlarımızla server olarak hizmet vereceğimiz merkeziyetçi bir yapının olmadığı bir Web-3 dönemine giriyoruz. (Fazla uzun yazmayarak teknolojinin ne olduğunu tam anlamış gibi yapanlar arasına katılıyorum :))). Bu süreçle beraber veri-bilgi güvenliği kontrolü, bilgi paylaşma sorumluluğu ve kaynak kontrolü gibi pek çok soru FOAMed eksenli eğitim sürecimizde daha yakıcı olarak kendisini hissetirecektir.
FOAMed yolculuğu…
Bu kısımda aslında kendi FOAMed yolculuğumdan kısaca bahsederken kafamdaki soru işaretlerini paylaşmak istiyorum. 2013 yılında Haldun hocanın FOAM ile ilgili bir sunumunda Joe Lex’in o ünlü sözüne yer verdiği bir slaytı vardı; Eğer beş yıl öncesinin tıp pratiğini bilmek istiyorsanız bir textbook okuyun şeklinde devam eden. Bu slaytta kullanılan üst üste sıralanmış yıpranmış kalın kitapların olduğu görsel itiraf etmeliyim ki içimi sızlatmıştı. Bir kitap müdavimi ve kahvesini alıp kalın kitapların altını çizerek çalışmanın hazzını çok şeye değişmeyen birisi olarak bu slaytın beni nasıl üzdüğünü tahmin edebilirsiniz. (Tabii ki bahsettiğim kitaplar doçent olmak için ısmarlanmış yazarlar ile çala kalem yazılmış kitaplar değil). Ama kendimi hemen toplayıp eğitimci olarak gelişime açık olmalıyız ilkesiyle sürece daha çok adapte olmaya çalıştım. Hatta bir iki sunumda bu görseli ben de kullandım 🙂 .

Aslında hem Haldun hocanın tespiti hem de benim kendimi ikna etmemde bir yanlışlık yoktu. Çünkü pek çok FOAM gönüllüsünün belirttiği gibi eğitimcilerinin kendi fikirlerinden ve tutumlarından bağımsız olarak yeni nesil öğrenci grubu FOAM dünyası başta olmak üzere web bazlı öğrenimin ısrarlı kullanıcıları olmuşlardı bile. Eğitimcilerin bir sorumluluğu da elbette değişen kuşakları anlamak teknolojinin getirdiği yenilik ve imkanları kullanmak böylelikle özellikle erişkin eğitim teknikleri konusunda kendisi yenilemektir. Nitekim mail atamıyor, Power Point kullanamıyor diye eleştirdiğimiz hoca profilinden WordPress üzerinden web sitesi bile dizayn edemiyor, videomaker programları ile video düzenlemesi yapamıyor, kodlama bilmiyor diye eleştirdiğimiz eğitmen dönemine geçtik.
Gerçekten de değişimi anlayıp sürece dahil olan eğitimcilerle birlikte FOAM dünyasının hem içerik kalitesi arttı hem de pek çok öğrenci açısından klasik eğitim kaynaklarının yanında oldukça pratik, eğlenceli, konsantre, güncel bir bilgi kaynağı haline dönüştü. Bu sürecin bir süre için oldukça iyi gittiğini düşünüyorum; artık eğitmenler öğrencilerin ne olursa olsun bilgiye FOAM dünyası üzerinden ulaşmaya meyilli olduğu gerçeğini kabul etmiş ve onun içerik kalitesinin ne olması gerektiğini düşünmeye, daha iyi içerik üretmeye çalışmaya başlamışlardı.
FOAM dünyası bu noktadan sonra popüler olmanın yan etkilerini yaşamaya başladığını düşünüyorum. Çoğu FOAM sitesi günlük tıklanma sayıları, sosyal medya takipçi sayısı gibi metriklerle birbiriyle yarışmaya ve reklamını yapmaya başladı. İlk başta bu durum bir sorun gibi görünmese de zamanla bu metrikleri iyileştirme çabasının ortaya çıkması ilk başta kabul edilen “öğrenciler-kullanıcılar FOAM takip ediyor” önermesinin kabulünün yanına başka kabullerinde eklenmesi sonucunu doğurdu.
Geçerken öğrenme…

Öncelikle okuyucularının normal metin şeklinde yazılmış sayfalarda kalma süreleri incelendi. Heyhat yeni nesil kullanıcı profili öyle çok uzun yazıları okumuyordu istatistikler ortadaydı. Yapacak bir şey yoktu sonuçta kitle bunu istiyordu yazılar kısaltıldı.

Sonra fark edildi ki okumaktansa dinlemeyi veya izlemeyi insanlar daha pratik buluyordu; o zaman artık podcast ve vodcast dönemi başlamalıydı. Bilenler bilir Gökhan Aksel hocayla beraber “acil konuşalım” video serilerini çekerek vodcast furyasına biz de katkı sunmaya başlamıştık. Ancak yine istatistikler karşımıza çıktı dinleyiciler podcast’leri en fazla 12 dakika dinliyorlardı. O zaman kısaltılmalıydı; ama içimden bir ses benim asistanken 1-2 günümü çeşitli kaynaklar okuyarak sonrasında ise her güncel kılavuzu takip ederek öğrendiğim sodyum bozukluklarını bir iki adet podcast’e nasıl sığdırabileceğimdi. Bunların hepsi yapılsa bile iki temel sorunun karşımıza çıkmaya başladığını düşünüyorum;
- Birinci sorunun benim geçerken öğrenme dediğim furyanın çok yaygın hale gelmesi olduğunu düşünüyorum. FOAMed ilk çıktığı zamanlarda asistanlar geniş oranda temel alan bilgisini klasik güvenilir (belki 5 yıl öncesinin) kaynaklardan alırken güncel ve pratik kapsül bilgileri FOAM dünyasından almayı öğrenmişlerdi. Ancak direkt FOAM dünyasının içine gelen pek çok asistanın temel kaynaklardan önce FOAM’a sarıldıkları bir döneme girdik. Sosyal medya kuşağının temel hastalığı temelde yaygın olarak asistanlık eğitimini de vurmuştu; kimse kitap okumak gibi zahmetli bir işe girmek istemiyor elindeki telefonla ekranı aşağı kaydırdığı 2’şer dakikalık süreçlerde her şeyi öğrenmek istiyordu. Bu süreçte karşısına çıkan her bilgi güvenirliği sorgulanmaksızın kabul edilir hale gelmişti. Bu sorun garip bir profil ile karşılaşmamıza neden oldu; sosyal medyada gezerken PTE hastalarında azaltılmış fibrinolitik protokolünü öğrenmiş (duymuş) ama PTE patofizyolojisini bilmeyen bir asistan profili ile karşılaşabiliyorduk. Yine vizit sırasında sorulan Wells skorunu hızlıca cep telefonuna bakıp öğrenebiliyor ama 4 yılın sonunda bütünlüklü bir PTE okuması hiç yapılmamış olabiliyordu. Belki de bu konuda eski kafalı olabilirim ama -Aristoteles dediği gibi Eğitimin köklerinin acı, meyvelerinin tatlı olduğuna inananlardanım.
- İkinci sorun ise yeni kullanıcı profilinin istediği daha pratik daha eğlencili içerik üretiminin hem yüksek teknoloji kullanma becerisi hem de maliyet isteyen bir durum olması. Bu durum pek çok kaliteli içerik sağlayıcısı olabilecek eğitici grubunun FOAM dünyasından uzaklaşmasına neden oldu-oluyor. Bu durumda içerik kalitesinin düşmesine neden olarak yukarıda ilk maddede tariflenen sorunu daha tehlikeli bir boyuta taşıyor.
Sonuç yerine…
Her şeyi geçerken öğrenemeyiz ve hatta öğrenmemeliyiz… Aristoteles’den bir özlü söz yazdık bir de Einstein’dan bir söz bırakalım; “Eğitim, gerçeklerin öğretilmesi değildir. Düşünmek için aklın eğitilmesidir.” FOAMed’in kendi tercihinden bağımsız olarak kullanıcı baskısı ile bugünkü geldiği noktada tam da sadece “gerçeklerin öğretilmesi” süreci ile ilgilenmeye başladığını düşünüyorum. Elbette FOAM’ın kendisi tüm erişkin eğitiminin yerini alabileceğini iddia etmiyor. Hatta pek çok FOAM içerik üreticisinin belirttiği gibi probleme dayalı eğitim, simülasyon, hasta başı öğrenme ve tabii ki klasik kaynaklardan okuma gibi erişkin eğitiminin çeşitli unsurlarından sadece birisi olmalı FOAM. Ancak yeni kullanıcı kitlesi tüketmesi daha kolay buldukları ve güvenirliklerini nerdeyse hiç sorgulamadıkları FOAM’ı her geçen gün erişkin eğitiminin en büyük parçası haline getiriyorlar.
- Textbooklar ve klasik kaynaklar yıllara dayanan tıp tecrübesini aslında analitik olarak tarihsel serüvenleri içerisinde bizlere aktarıyor. Ve belki de bir hekimin teorik alt yapısını adeta bir binanın iyi bir temele sahip olması gibi sağlamlaştırıyorlar. Evet kelimesi virgülüne güncel değiller ama pek çok günümüzün kaliteli FOAM içerik üreticisi bu temele dayanarak yeni bilgileri analiz edip sizlere sunuyorlar.
- İyi ve tecrübeli bir konuşmacıdan öğreneceğimiz hala çok şey var.
- Hasta başı süreç hala en iyi öğretici. Ama kast ettiğim sadece pragmatist olarak öğrenilen rutin uygulamarı taklit etmek değil. Kişinin karşılaştığı klinik soru-sorunlara müsait olduğu ilk anda mevcut kapsamlı tüm kaynakları gözden geçirerek konuyla ilgili tam bilgi sahibi olma. (Hiç bir asistanım yapmasa da 🙂 nöbette karşılaşılan bir hiperkalemi vakasını gördükten sonra evde gidip sadece 1 saatini ayırıp konuyu detaylıca tüm kaynaklardan gözden geçirmek hayatı boyunca yapacağımız mesleği öğrenmek için ne kadar zor olabilir.)
- Akran eğitimi hala çok önemli. Bir önceki nöbette öğrendiğiniz hiperkalemi yönetimini benzer bir vaka ile karşılaşan çömezimize detaylıca anlatmaktan daha öğretici bir süreç olabilir mi? İki tarafından da çok kazançlı çıkacağı bir süreç.
- Hele bu vakayı sabah vizitine hazırlayıp eğiticilerinizle beraber tartışmak. Eksiklerinizi ve tecrübe eksiğinizi giderebileceğiniz mükemmel bir an. (Evet uykusuz olsanız da) Elbette yukarıda sayılanlar atlanmışsa sabah viziti sizin için bir zulüm olacaktır 🙂
- Ve daha fazlası elbette FOAM dünyasında artık sizin için. İyi ve sağlam bir temel ile analiz edebildiğiniz FOAM bilgileri emrinize hazır artık. Kendinizi geliştirmek için mükemmel fırsatlar sunuyor. Ve hatta sizin de bir FOAM içerik üreticisi olmanız için de bir fırsat sunuyor.
Bu arada zaten bu noktaya kadar bu yazıyı okudu iseniz bu yazı zaten sizi hedef almıyor anlamına geliyor olabilir. İşte FOAM dünyasının paradoksu 🙂

